30 Kasım 2010 Salı

'Al Oyna Ver' mi o da nesi?

Evimizin içi küçük bir oyuncakçı gibi. Artık Arda'nın odasında nefes alacak yer kalmadı desem yeridir. 'Bizim zamanımızda' diye başlayan cümleler genelde yaşımın yavaş yavaş ilerlediğini hatırlatsa da evet bizim zamanımızda çok oyuncağımız olmadığı  için midir nedir dışarıda hoşumuza giden herşeyi 'aman oğlan eksik kalmasın' dermiş gibi eve topluyoruz , sadece o değil bizim de hoşumuza gidiyor oyuncak almak. Nasıl gitmesin öyle güzel oyuncaklar varki insan kendini tutmakta zorlanıyor. Çağdaş'la karar verdik birkaç haftadır oyuncak almıyoruz. Arda için zor oldu tabi oyuncakçıya her uğradığımızda ufak birşey de olsa almaya alışmış olduğundan şimdi almadığımız için biraz üzgün. 'Bu çocuk hiç değer bilmiyor' demeye hakkımız var mı bilmiyorum.  Değer vermesi için oyuncağı her an değil ara sıra almalı , kendi başına birşeyler üretmesini sağlamalı...Bunca seneden sonra bunu yapabilir miyiz? İstikrarlı olursak, yapabiliriz.
Arda'ya 6 senede aldığımız fuzuli oyuncakların parasını biriktirseydik eminin çok yüklü bir miktar olmuştu.
Bu oyuncaklara daha sonra ne oluyor diye sorabilirsiniz. Daha önce KEDV'in Oyuncak Kütüphanesi kampanyasına yüklüce bir bağış yaptık. Geçen hafta toparladığımız 2 kocaman torba oyuncağı da gene Oyuncak Kütüphanesi'ne bağışlamak suretiyle birsürü çocuğu sevindirdik. Tamam çocukları sevindirmek güzel ama kendi çocuğumuzun da değerbilir olması için artık bu hızlı tüketim olayına son noktayı koyduk.
Geçen gün  internette gezinirken çok güzel bir siteye denk geldim. Ben de tam buna benzer birşeyler arıyordum zaten. Oyuncak kiralama sitesi 'Al Oyna Ver' ; evet bu siteden oyuncak kiralayabiliyorsunuz. Çocuğunuzun ayına göre istediğiniz oyuncağı seçiyorsunuz, 1 ay , 2 ay, 3 ay istediğiniz süre için kiralıyorsunuz, kira süreniz bitince de geri yolluyorsunuz. Sadece oyuncak değil, puset, kanguru gibi eşyalar da mevcut. Çoook güzeel diyerek hemen siteye üye oldum. Duru için birkaç oyuncak almayı düşünüyordum hemen bu düşüncemden vazgeçip siteden kiralamaya karar verdim. Bir emekleme arkadaşı bir de müzikli güzel bir oyuncak seçtim. Eh ben bununla uğraşırken Arda 'da gördü ve tabiki gözüne kestirdiği ve ne zamandır almak istediği bateriyi seçiverdi. Birşey diyemedim. 'Duru'ya alıyorsun bana yok' diye lafı yapıştırmasından korktum açıkcası. Ertesi gün oyuncaklar  geldi. Gayet temiz ve yeni görünüyorlardı. Gerçekten temiz olduklarından  nasıl emin olacağım dediğinizi duyar gibiyim. Site de bununla ilgili geniş bir bilgi var. Tek oyuncağın yarı fiyatına 3 adet markalı oyuncağı kiraladım. Eve gelen kutuyu heyecanla açtık Arda'nın baterisini kurduk ve müzisyen kişilik oyuncağının başına kuruldu. Emekleme arkadaşını da Duru'nun önüne koyduk , kelebek müzik eşliğinde ilerliyor, bizim kız da onun peşinden :)
Çağdaş :
_'Bu oyuncakların olduğu sitede yeni bir beyin ve kulak da kiralayabiliyor muyuz ? ' diye sordu.. :)
Eh ,Anne baba olmak böyle birşey hayatım, yeni beyin yeni kulak yok :) Onun yerine çocuklarımızın mutluluğu ve bizim artan sabrımız var...
Sonuç olarak Al Oyna Ver sitesinden memnun kaldım , bundan sonra oyuncağa çok para verip , evde oyuncak dağları oluşturmak yok... evet sevdim bu işi.

22 Kasım 2010 Pazartesi

Bayram tatili

Bayram tatili uzundu ama bana kısa geldi, hem de çok kısa... Ankara'ya ailelerimizin yanına gittik. Duru'nun ilk ziyaretiydi. Ben aylardır gitmemiştim, çok özlemişim...Arda çok sevindi orada olduğuna, hatta dönmek istemedi, bir ara burada yaşayalım bile dedi ama sonra okulu ve arkadaşları aklına geldi vazgeçti...
Bayramın ilk günü malesef tatsız başladı bizim için. Sabah kalktığımızda Arda'nın ateşi vardı. Zaten ondan önceki akşam halsiz gibiydi, doğru dürüst birşey yemedi. Ateşi olunca çok keyifsiz oluyor, yerinden kalkmadan oturması garip geliyor bize, normalde o kadar hareketlidir ki atom karınca gibi bir sağda bir solda, bir kapı arkasında bir koltuk üstünde takip edemezsiniz onu.
Oturduğu yerde kaldı bütün gün daha çok da uyuyarak geçirdi. Kustuğu zaman anladık ki mideyi de üşütmüş. Hava çok güzeldi Ankara'da üstüne birşey giymeden bahçede oynadı terledi, üşüdü falan falan.. Hastalık bayramlarda bizi ziyaret etmeden yapamaz zaten bi elimizi öper öyle gider..

Bu tatsız durumdan sonra herşey çok güzeldi, annemle , ablalarımla güzel vakit geçirdim. Özlediğim Ankara havasını bol bol içime çektim. Kısa da olsa sokaklarında dolaşmak ruhuma o kadar iyi geldi ki...Çok özlemişim...Özlediğim bir kişi daha  vardı ki onu da ziyaret ettim , onu çok sevdiğimi , çok özlediğimi, fısıldadım... toprağına çiçekler diktim... Canım babacım nurlar içinde yatsın inşallah.

Bu bayram söz verdiğim hiçbir arkadaşımla görüşemedim, koskoca 9 güne sığdıramadım herşeyi malesef, onlardan da özür dilerim.

Bayramı da Duru'nun ateşiyle kapattıktan sonra evimize geri döndük... İki çocuk , iki ateşli hastalık.. Herşey ikiye katlandı...

Yine de çok güzeldi...

12 Kasım 2010 Cuma

Sebze yedirememe bir sorun mu?

Neden bazı bebekler katı gıdalara geçerken hiç zorlanmazken , bazıları annelerine zorluk çıkarmak için elinden geleni yapar? Bunu enine boyuna araştırmalı aslında.. Annenin hamileyken yediği yiyecek tatlarına yakın bir damak tadı olurmuş bebeklerin. Evet bu doğru olabilir Arda'ya hamileyken kocaman bir çikolatayı cuk diye mideye indiren ben, şimdi
-'Çocuğum fazla yeme şu çikolatayı' desem dinler mi beni?
Neyse efendim benim bu araki problemim Duru'nun sebze yemeklerine burun kıvırıyor olması.. ama bu baştan beri böyle değil , ilk zamanlar ağzını kocaman açıyordu, şimdi bir kilit uğraş ki açasın.. Ne denediysem olmadı sebzeyi tek denedim, iki sebzeli, üç sebzeli karışık sebzeli , pirinçli, bulgurlu, etli .. yok kızımıza beğendirmedim.. Acaba hasta olduğu için mi (öksürük var ve sümüklü bu ara) yediremiyorum yoksa hanımefendi ben hamileyken ne yediysem onu mu yemek istiyor?!?
Bi konuşsa neymiş derdi ben de anlasam.. Yemek vakitlerini stresli bir hale sokmamaya özen gösteriyorum, yemezse zorlama yok.. anne sütü veriyorum, belki de ;
-'Oooh ben yemeşşem annem memeşini veyiyoy yaşaşıın ' diyor ve ağzını açmıyor da olabilir hınzır kedi.
Ben bütün bu yememe durumunun sorumlusu olarak bu hastalığı görmek istiyorum ve inatla kızıma hergün farklı birşeyler sunuyorum.. elbet yiyecektir ama bu kısa zamanda olursa çok sevineceğim..
Kendime bir olumlama yapıyorum hemen( bu satırı okuyup sırıtacak :) kişiyi de biliyorum)
-'Ben çok lezzetli sebze yemekleri yapıyorumm , kızım bu yemekleri iştahla yiyorr, ben sebze yemeklerinin  ustasıyıımm, kızım bu lezzetli yemekleri hak ediyor, ben.. benn.. başka bişey bulamadım :))

8 Kasım 2010 Pazartesi

Ağaçlarımız kesilmesin..

Hafta sonu apatman görevlimiz elime bir kağıt tutuşturdu,
_'Diktiğimiz ağaçlar kesilecek, yol geçecekmiş evin önünden.'
_'Kesilecek mi? Yol mu yapılacak?'
_'Evet, bunu engellemek için çalışma başlatıldı kağıtta yazıyor.'
_'Sağolun.'
Kapıyı kapattım ve kağıttakileri okumaya başladım:
Seyrantepe’de Ağaç Katliamı!
07.11.2010
Yol yapımı için 1.800 ağaç kesiliyor..

Şişli Belediyesi ve Ayazağa Oyak Sitesi sakinlerince 1.800 fidan ile ağaçlandırılan ve özveriyle korunan yeşil alanda 15 yıllık ağaçlar yol yapımı için yok ediliyor.

İdare mahkemesince iptal edilen nazım planı değişikliğine rağmen, plan değişiklikleri ile Cendere – TEM bağlantı yolu projesi kapsamında yapım maliyetini düşürmek için ağaçlandırılmış alan feda ediliyor.

10.000 kişinin yaşadığı Ayazağa Oyak Sitesi sakinlerinin yolun 20 metre aşağıdan geçirilmesi için bugüne kadar yaptığı sayısız başvuruya rağmen, çevreye olumsuz etkileri düşünülmeksizin ağaçlar kesilmeye başladı.

Tüm basın ve sivil toplum kuruluşlarımızı bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Ayazağa Oyak Sitesi sakinleri
Ben de ne yapabilirim diye düşündüm, arkadaşlarıma mail attım, severek takip ettiğim Blog yazarlarına(Blogcu Anne) mail attım, Facebook'ta sayfa açtım (Blogcu Anne Elif'e teşekkürler) Daha fazla insanı haberdar etmek için uğraşıyorum.Lütfen  bu satırları okuyorsanız, siz de destek olun. Ağaçlarımız , nefesimiz kesilmesin.Soluduğumuz egzoz gazı değil , ağaçlarımızın yarattığı güzel hava olsun..Çocuklarımız gri yollar yerine (yollar gerekli , sadece yeşil alan olmayan bir bölge seçilsin yol yapmak için) diktiğimiz yeşil ağaçlarımızı görsün..

7 Kasım 2010 Pazar

Annelik üzerine..

Kaç gündür yeni birşeyler yazamadım, minik Duru hasta oldu. Ben de bir kaç gündür kendimi iyi hissetmiyordum, nezlenin köşesinden döndüm diyebiliriz. Ben toparlandım ama Duru'ya bulaştı sanırım. İlk gün burnu akmaya başladı , hapşıra hapşıra bir hal oldu..
Anne olmak gerçekten çok büyük sorumluluk getiriyor insana, sorumluluğu bırakın bir kenara anne yüreği başka birşey gerçekten..Çocuklar hasta olunca onların yerine hasta olmayı istiyor insan..Gözünüzün önünde çiçek gibi soluyorlar, elinizden geleni yapıyorsunuz iyileştirmek için, gece uyumuyorsunuz, nefesini dinliyorsunuz, bir göz hep açık, daha çabuk iyileştirebilmek için neler yapılabilir diye hep bir uğraşı hali.. Böyle zamanlarda annem geliyor aklıma.. Canım annem ben hasta olduğumda şu an benim çocuklarıma yaptığımın aynısını hatta belki de daha fazlasını yapardı bana.. kaç gece uykusuz kaldı kimbilir, kaç sabah yarı uykulu işinin yolunu tuttu.. hiç bir gün şikayet ettiğini de duymadım.İnsan anne olunca annesinin kıymetini daha iyi anlıyormuş. O zamanlar görmüyorsunuz bunları, o sizin için didinirken hiçbir yaptığı gözünüze görünmüyor ama seneler sonra , işte böyle iki çocuklu bir anne olunca herşeyi dün gibi hatırlayıp , her gün için ayrı ayrı teşekkür etmek , yaptığım hatalardan dolayı özür dilemek geliyor içimden.. Onu çok sevdiğimi daha fazla söylemek istiyorum, her gün arıyorum   sesini  duymak için..
Şu an bile canım sıkılsa, ilk aradığım kişi annem oluyor.. Ben üzülünce üzülen ben sevinince daha çok sevinen..Annem.. Seni çookk seviyoruuum :)
Annelik.. hiç bitmeyen , hayat boyu devam eden, çok zor, bir o kadar da güzel duygu.. İyi ki anne oldum bende, iyi ki bana 'anne' diyen ve diyecek olan iki tatlı çocuğum var..Allah bana güç verdikçe her zaman onların arkasında olacağım, tıpkı annemin benim arkamda olduğu gibi..

1 Kasım 2010 Pazartesi

Anneler ve kızları..

Hafta sonu bir kitabevinde dolaşırken gözüme ilişen ilk  kitap oldu..Çok merak ettim içinde neler yazıyordu acaba bu kitabın. Bu konuda bir kitap yazıldığına göre gerçekten içinde önemli birşeyler olabileceğini düşündüm. zaten yazarı da İlkim Öz olunca hemen aldım kitabı.
Kitabın adı 'Anneler ve Kızları'ydı..

Hamilelik kontrolünde doktorumun -'Arda'ya bir kız kardeş geliyor' dediğinde yaşadığım duyguları hiç unutamam. Çok sevinmiştim. Bir oğlumuz var ve bir de kızımız olsa ne kadar güzel olur diye hep düşünürken doktor kız değince yüzümdeki ifade dudaklarımın kulağıma değmesi, içimdeki duygu da şaşkınlık ve bir heyecan patlamasıydı sanırım.. inşallah sağlıklı olur , eli yüzü düzgün olur diye dua etmiştim.
Kızım doğalı 7 ay geçti, onu kucağıma ilk aldığımda bu bebek benim mi diye sormuştum iyi hatırlıyorum, sanırım her anne bunu yaşamıştır.
Kız çocuklar erkek çocuklarından daha farklıdır derlerdi ben de ne gibi bir farkları olabilir ikisi de çocuk işte derdim. Gerçekten kız çocuklar farklıymış, daha 7 aylık olmasına rağmen küçültülmüş bir kadın var sanki karşımda.. Konuşamıyor ama hareketleriyle, çıkardığı seslerle ne istediğini öyle güzel anlatıyor ki. İstediği birşeyi eline geçiremediyse alana kadar vazgeçmiyor.
Babasına gözlerini süze süze bakıyor , abisine en sevimli halleriyle gülücükler atıyor.. sanki kimi nereden vuracağını biliyor gibi..
 -'Bu kız sanırım biraz cadı olacak' diyorum eşime bazen.
Kimbilir Duru hanımla neler yaşayacağız?

Gelelim aldığım kitaba;

İlkim Öz;anneler ve kızları arasındaki güçlü ve özel sevgi bağının mutlu bireyler oluşturmasıyla nasıl sağlıklı bir topluma dönüşebileceğimizi anne kız ilişkisinin gelecek kuşaklar üzerindeki güçlü etkisini yalın bir dil ve çarpıcı örneklerle veriyor.
Bir kızının varsa şanslısınız, çünkü o sizin ömür boyu en iyi arkadaşınız olacak; ancak zor günleri el ele ve omuz omuza atlatabilirsiniz..
Kitaptan bir kaç satır işte böyle...

İçeriğinde kızınızın  doğumundan evliliğine kadar yaşayabileceğiniz durumlarla ilgili bir sürü güzel bilgi var. Örneğin ; kızınızı emzirirken düşüncelerinize dikkat edin diyor , o herşeyi hissedermiş ..

Ben kızımla şimdiden özel birşeyler paylaştığımı hissediyorum, onun her yönden  sağlıklı ve mutlu olabilmesi için elimden geleni yapmak istiyorum..Duru kızımı  çok seviyorum.. :)