25 Mart 2011 Cuma

Şu ''Hadi''leme işine ne diyorsunuz?

''Çocuğumu büyütürken ona hiç ''hadi'' demedim diyen anneler varsa el kaldırsınlar, o elleri öpeceğim, çünkü ben bunu başaramamış bir anneyim. Günde hiç değilse 30 kere ''hadi'' derken buluyorum kendimi. Hatta bazen ''hadi oğlum, hadi yavrum, hadi birtanem, hadi bak sinirlenmeye başlıyorum'' gibi cümle sıralamalarını arka arkaya o kadar çok söylüyorum ki bir anlamı bile olmuyor. Düşünülmeden ağızdan çıkan bir iki ses şeklinde kalıyorlar. Nasıl tanıdık geldi mi? Gelmez mi dediğinizi duyar gibiyim.  Peki nedir bizi bu kadar ''hadi'' leten? Bir cevabı varsa beraber arayalım mı ne dersiniz?

Bu gün Blogcu Anne ''Bazı sabahlar Deniz'e ''hadi'' demekten midem bulanıyor’’ diye yazdığında aklıma bu konuyla ilgili bir kitap olduğu geldi. Bir kaç sene önce annem gazetede tanıtımını okumuş ve bana da okumamı önermişti.  -Bak, çocuklarınıza ''hadi'' kelimesini kullanmayın diyor. demişti. Ben de beni nelerin beklediğinden  habersiz -Aman anne ya boşver, ben zaten o kelimeyi kullanmıyorum ki deyip annemin ağzına lafı tıkamıştım. Şimdi keşke okusaymışım diyorum, ''hadi''leme okyanusuna düşmeden önce belki de işime yarayabilirdi.

Kitabın adı: Unutkan erkekler ''Hadi''leyen anneler. Sanırım ismi nedeniyle aklımda kalmış. Blogcu Anne bu konuyu yazar mısın dediğinde yarım yamalak yazmak istemediğim için kitabı satın aldım. Konusu ''hadi'' lerden ibaret değil, bu konu çok küçük bir kısmını oluşturuyor diyebiliriz. Size kitabın bu bölümünü aktarmak istiyorum.

Efendim, yazarımız Fatma Torun Reid der ki;

Yetişkinlerin tüm davranışlarında, çocukluk yıllarının izlerine rastlamak mümkün. Bu günün işini yarına bırakan erkeklerin geçmişinde de ''hadi''leyen anneler var.
Sadece erkek çocuklar için değil, kız çocuklar için de bu sözcüğün olumsuz etkisi söz konusu. Çocuklara çok sık ''hadi'' sözcüğü kullanıldığında , ileride ya telaşlı, her an için treni , vapuru kaçıracakmış gibi koşturan, aceleci yetişkinler ya da bu günün işini yarına bırakan ''unutkan büyükler''  oluyorlar. Tembellik ya da sorumsuzluk diye adlandırılan bir çok davranışın arkasında belki de bu var...
Yeni kuşak erkeği , karısına ev işlerinde yardımcı olma gayretinde. Bazı evlerde ise kadınlar hala eşlerinin oraya buraya bıraktığı giysileri toplamaktan şikayetçi. Alışkanlıkların değişmesi kolay değil. Eğer geçmişte arkadan toplayan bir anne olmuşsa, ‘’ erkek çocuktur’’ diye ev içi sorumlulukları gözardı edilmişse, baba örneği her şeyi ayağına bekleyen biri olmuşsa, o zaman çocuğun büyüyüp evlendiğinde , eşinden aynı şeyleri beklemesine şaşmamak lazım. Yine de bütün mesele burada bitmiyor. Yeni ve farklı alışkanlıklar geliştirmemiz münkün ve de gerekli. İyi niyetli ve gayreti baltalayan eski alışkanlıklarımızdan daha önemlisi ise, biraz önce söz ettiğim iç dünyamızın direnişi. Bunu anlamak için yine çocukluk yıllarımıza dönüyoruz...
‘’ Hadi’’ sözcüğünün adeta ‘’ karşı koy’’ anlamında bir etkisi var. Açık açık ‘’yapmak istemiyorum’’ diyemeyen çocuk, uyumlu gibi gözüküp yapılması gerekeni unutur, erteler ve ya tam tersini yapar. Tabi bilerek, programlayarak değil, bu bir pasif dirençtir. İç dünyasının kazancı, hükmedilmeyi önlemek, kontrolü elde tutmak; duygu içeriği ise endişe ve öfkedir.
‘’ Hadi’’ leyen annelerin ortak yönü, sabırsız ve mükemmelliyetçi olmalarıdır. Pasif direnişin günlük hayatımızdaki en yaygın örnekleri ise, on dakikalık kahvaltıyı bir saate uzatan minikler, bir türlü okul servisine yetişemeyen çocuklar, iş yerinde istenilen bir şeyi mutlak bir şekilde değişik uygulayanlar, eşinin siparişini sürekli unutan büyükler...
Çocukluğun bu gizli savunması, baskıya karşı tepki, ileriki yaşlarda da insan ilişkilerinde tekrar tekrar geliyor. Belki de en çok erkeğin dünyasında eleştiren, titizlenen, ‘’hadi’’leyen eşlerle olan ilişkide...
EŞLERE ÖNERİLER
·         Evde herkesin nefes aldığı bir yer olsun. Özgürce, gönlünce kullanabileceği bir oda, bir köşe... Unutmayın ki o ev ikinize ait.
·         Karşı tarafa seçme hakkı, reddetme özgürlüğü tanıyın. ‘’Hayır’’ da meşru bir cevap olabilir.
·         Sürekli yapılması gerekeni hatırlatma yerine, yapılmış olanları görün. Eleştiride değil takdir de cömert olun.
·         Zevkler ortak olmayabilir. Israrcı olmayın. Her şeyi birlikte yapmak zorunda değilsiniz.
·         Sürekli talep eden ve talep bekleyen bir kişi olmayın.
·         Eşinizin hatırlatmasını beklemeden size düşeni yapın. Unutmayın evlilik ortak bir paylaşımdır.
·         Huzurlu bir ortam, mükemmel bir ortamdan daha sağlıklıdır.

ANNELERE ÖNERİLER
·         ‘’Hadi’’ sözcüğünü azaltın.
·         ‘’Hadi’’ sözcüğü karşı koymayı, ‘’yapma’’ sözcüğü direniş kadar hareketliliği getirir. Çocuğunuza yapma demek yerine ne yapabileceğini söyleyin.
·         Açıklamalarınızı kısa ve sade biçimde yapın. Israr ve ikna gayretiniz uzarsa, çocuğunuz karşı koymanın, ilgi çekmenin ve size hükmetmenin yollarını öğrenir.
·         Bırakın arada bir çocuğunuz, hırkasını giymediği için üşümeyi, yemeğini yemediği için acıkmayı, okula geç kalırsa sorun çıkabileceğini fark etsin. Sorumluluk ancak sebep-sonuç ilişkisini görme fırsatı olursa gelişir. Sebepsiz yere kurtarıcı olmayın.
·         Bırakın bazı şeyler eksik olsun, unutmayın ki huzurlu ortam, mükemmel ortamdan daha sağlıklıdır.
İşte böylee.

Erkek anneleri, biz bu kadar ‘’hadi’’ derken aslında gelinlere baştan bir kötülük mü yapıyoruz ne? Benim kayınvalidem kesin çok ‘’hadi’’lemiş. Şaka bir yana, ben bu günden itibaren ‘’hadi’’ kelimesine bir sınır getirmeye karar verdim. Hatta mümkünse bu ‘’hadi’’ yi yutuyorum ve çıkarmamak için direniyorum.Zor olacak ama denemek istiyorum. Siz de bana katılır mısınız? Bir hafta boyunca deneyelim bir şeyler değişiyor mu görelim...
               


23 Mart 2011 Çarşamba

Canım Blogum

Aman yarabbim yaaa! Nasıl özlemişim, ben bu kadar kısa sürede bu kadar bağlanacağımı asla tahmin etmezdim. Meğer blogumu ne çok severmişim. Teknolojik Anne sağolsun, derdime derman oldu. Sağolasın varolasın İrem.  Ammmannn şıkıdık şıkıdık oynayasım var , hoppidi hoppidi zıplayasım var a dostlar. Tıkır tıkır yazmayı ne çok özlemişim. Ohhh. ohhh ohh :))

1 Mart 2011 Salı

Blog bulma(ma)cası

Ya neden bir ülkede her şey yasaklarla halledilmeye çalışılır. Çıldırılası bir durumla baş başayız. İstediğiniz kadar yasaklayın kardeşim, elbet bir yolu bulunur. Size de bir yol görünse de gitseniz artık!!!