26 Mart 2012 Pazartesi

Eminönü'ne gitmek ya da gitmemek işte bütün mesele bu...

   Evde çocukları emanet edecek birileri olunca ne zamandır gitmeyi istediğim Eminönü yollarına düştüm bu sabah. Evden çıkıp oraya varmam 1 saat sürdü. Tramvaydan indiğimde önce ne yapsam diye düşünürken, fotoğraf makineme bir parça almam gerektiği aklıma geldi ve Sirkeci garının oradaki Hayyam Pasajına doğru yürüdüm. Bir dükkana girdim, istediğim şey vardı ama orjinal parça değildi, orjinalini nerede bulacağımı sordum tarif yardımıyla oraya gittim ama malesef yoktu. Orjinal parçayla neredeyse aynı fiyat olan parçaya o ücreti vermek istemediğimden elim boş bir şekilde Mısır çarşısına doğru yürüdüm. Ha önce amorti biletlerimi değiştirdim Nimet Abla'dan. Sanki orası para dağıtıyor da:)
    Duru'nun doğum günü yaklaşıyor, çok bir şey yapmayacağım desem de yine dayanamadım, , illa ki bir tema olacak her doğum gününde bu sefer ki de minnie mouse oldu. Pasta malzemelerini satan dükkanda dolaşırken kurabiye kalıplarını görünce aldım, onları alınca hadi dedim şu şeker hamurlarından da alayım ve bir deneyeyim bakalım. Sonra cupcake kağıtlarını gördüm bir iki de onlardan aldım. O , bu derken bir torba malzemeyle dükkandan çıktım.  Doğum günü süsleri satan dükkanlara girdim çıktım. İstediğim gibi bir şeye rastlamadım ne yazık ki.
   Eminönü esnafının çok büyük kısmı hiç sempati duymadığım tarz insanlar. Örneğin; şunu nereden bulabilirim diye bir şey sorduğumda -''bilmiyorum'' ya da - ''biraz arayacaksınız artık '' gibi ukalaca ve insanlıktan nasibini almamış şekilde tavırlar sergiliyorlar. Yine sağ olsunlar hala insan kalmış olanlarsa -''bak ablacım şurdan gir , şuraya sap işte orada var adı da bu'' diye yönlendiriyorlar. Bu iyi insanlardan birine ne kadar üzüldüğümü anlattığımda bana -''Şu çaprazımdaki dükkanı görüyor musun? Bazen ona benim dükkanı sorduklarını duyuyorum benim komşum olan esnaf bilmediğini söylüyor. Artık ben daha ne diyeyim. dedi. O vakit anladım üzülmemem gerektiğini. Sormayacaksın, gezeceksin, dizlerinin bağı çözülecek, ayaklarına kara sular inecek ama kendin yapacaksın işini, kendin aradığını bulacaksın. O kötüler de yaptığı kötülükle kalıp bereketsiz bir gün geçirecekler dükkanlarında. 
   O kadar gezmeye ayak mı dayanır, çok yoruldum çok da acıktım. Karnımı doyuracak bir lokanta buldum, yemeğimi yedim, çıktım. Elimde torbalarım, kalabalık İstanbul caddelerine daldım...

6 yorum:

  1. oh ne güzel yapmışsınız ben de gitsem de yorulsam.Esnaf konusunda haklısınız,öyle bir tavırları var doğru

    YanıtlaSil
  2. İnsanlıktan nasibini almamış esnaf böyle oluyor işte.Geçenlerde eşimle bir pastanede oturduk kahvaltı yapıyoruz Aliağa dediğin yer avuç içi kadar zaten birinin diğerinden haberinden olmaması neredeyse imkansız bu pastanede oranın eskilerinden.Bayanın biri girdi bebekler için kapı süslerinden aramakta tezgahtar hanım raftaki kalpli kutuları gösteriyor yok dedi onlardan değil tarif etti.Dinliyorum tezgahtar omuz silkip bilmiyorum diyerek geçiştirdi oysaki en fazla 500 metre ileride sırf bu malzemeleri satan dükkan bulunmakta ben tarif ettim kadıncağıza.
    Esnafın kötüsü her yerde mevcut ne yazık ki:(

    YanıtlaSil
  3. Şu yaşadığım yerde senin yaptığın gibi ayaklarıma karasular inene kadar gezebilseydim keşke...

    Burada insanlık hiç yok da bizim memleketin insanı da pek bir bencil artık; nezaketten, görgüden ve de yardımseverlikten uzaklaşıldı. Gel de başka konularda güven bu adamlara işte. Nereye gidiyorsak artık! ??

    YanıtlaSil
  4. Bizimle gelecektin şekerim eminönüne, tüm delikleri biliriz :)

    YanıtlaSil
  5. İmrendim sana inanki..
    Bende ne zamandır gitmek istiyorum hatta bu yüzden para biriktiriyorum yastık altı cinsinden :)
    bi yerlere gidiyo paralar ama ben gidemiyorum o biyerlere:))
    bende çok seviyorum eminönünü
    ben sen kadar kötü esnafa rastlamadım şanlıydım aradığm yeri ayrıntılı tarif ettiler saolsunlar..
    o pastacılar sokağını arıyodum bende:))
    Bu arada bloğunu blogger annlerin sayfasında gördüm
    izleyicn oldum takipteyim artık bende beklerim bloğuma..

    YanıtlaSil
  6. İyi bir paylaşım olmuş. Buz firması olarak blogunuzda başarılar dileriz.

    YanıtlaSil