22 Kasım 2010 Pazartesi

Bayram tatili

Bayram tatili uzundu ama bana kısa geldi, hem de çok kısa... Ankara'ya ailelerimizin yanına gittik. Duru'nun ilk ziyaretiydi. Ben aylardır gitmemiştim, çok özlemişim...Arda çok sevindi orada olduğuna, hatta dönmek istemedi, bir ara burada yaşayalım bile dedi ama sonra okulu ve arkadaşları aklına geldi vazgeçti...
Bayramın ilk günü malesef tatsız başladı bizim için. Sabah kalktığımızda Arda'nın ateşi vardı. Zaten ondan önceki akşam halsiz gibiydi, doğru dürüst birşey yemedi. Ateşi olunca çok keyifsiz oluyor, yerinden kalkmadan oturması garip geliyor bize, normalde o kadar hareketlidir ki atom karınca gibi bir sağda bir solda, bir kapı arkasında bir koltuk üstünde takip edemezsiniz onu.
Oturduğu yerde kaldı bütün gün daha çok da uyuyarak geçirdi. Kustuğu zaman anladık ki mideyi de üşütmüş. Hava çok güzeldi Ankara'da üstüne birşey giymeden bahçede oynadı terledi, üşüdü falan falan.. Hastalık bayramlarda bizi ziyaret etmeden yapamaz zaten bi elimizi öper öyle gider..

Bu tatsız durumdan sonra herşey çok güzeldi, annemle , ablalarımla güzel vakit geçirdim. Özlediğim Ankara havasını bol bol içime çektim. Kısa da olsa sokaklarında dolaşmak ruhuma o kadar iyi geldi ki...Çok özlemişim...Özlediğim bir kişi daha  vardı ki onu da ziyaret ettim , onu çok sevdiğimi , çok özlediğimi, fısıldadım... toprağına çiçekler diktim... Canım babacım nurlar içinde yatsın inşallah.

Bu bayram söz verdiğim hiçbir arkadaşımla görüşemedim, koskoca 9 güne sığdıramadım herşeyi malesef, onlardan da özür dilerim.

Bayramı da Duru'nun ateşiyle kapattıktan sonra evimize geri döndük... İki çocuk , iki ateşli hastalık.. Herşey ikiye katlandı...

Yine de çok güzeldi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder