25 Ekim 2010 Pazartesi

Hamsiyi koydum tavaya aman..

   Ben küçükken yatma saati geldiğinde annemden kaçacak yer arardım, mesela bir anda karnım acıkırdı ya da tuvaletim gelirdi. Yatma vaktini geciktirebilmek için elimden geleni yapardım. Annem ' Hamsiyi koydum tavaya aman, zıpladı gitti havaya aman' şarkısını kendine has namelerle yorumladığı vakit artık yapacak birşey kalmazdı; ' hayyııır hamsiyi tavaya koymayalııım' desemde o hamsi o tavaya konurdu ve ben kendimi yatakta bulurdum! Ne zaman hamsi lafı geçse bana uykuyu hatırlatması bu sebepten sanırım :)

   Oğlum büyüyüp aklı ermeye başladığında bu taktiği onun üzerinde denemeyi düşündüm, birkaç gece denedim ama başarılı olmadı.. Bu işin ustası annemdi, kimse onun eline su dökemezdi, sadece o söyleyince etkili oluyordu demekki.. Ben oğluma 'gel sana güzel bir masal anlatacağım' dedim ve öyle de yaptım. Her akşam ona çeşitli masal kitaplarından masallar okudum, bazen de engin hayal gücümle masallar uydurdum, masallarda kahraman hep o oldu ve buna bayıldı..

Aslında kitap okuma serüvenimiz oğlumun doğduğu ilk zamanlara kadar uzanır; daha 40 günlük bile değildi ona kitap okumaya başladığımda.. Yapı Kredi Yayınlarının HER GÜNE BİR MASAL kitabını almıştık, bu kitaptan her gün bir masal okudum ona. Belki anlamıyordu ama çok güzel dinliyordu, ağlıyorsa susuyordu, anne sesi ona huzur veriyordu belkide..Erkenden konuşmasında ve şu anda okuyabiliyor olmasında masalların büyük  etkisi olduğunu düşünüyorum.

Hala yatmadan önce (bazen okumadığımız da oluyor) geniş çocuk kitapları arşivinden bir kitap okuruz beraber. Bunun sayesinde yatma saatinin eğlenceli olduğunu biliyor ve yatmamak için fazla direnmiyor (annesi gibi !)

Kızıma henüz birşeyler okumaya başlamadım ama şimdi karar verdim bugünden itibaren başlıyorum..
Okuduğumuz kitapları sizinle de paylaşırım..

Yeni bir blog, Yeni bir başlangıç..

Merhaba,

Uzun zamandır, evde olmanın verdiği bir vehamet üzerime çökmek üzereydi, birşeyler yapmam gerektiğini düşünüyor ama ne yapabilirim bilemiyordum. Günlerimin; oğlumu okula gönderip kızıma mama yedirmek, emzirmek , uyutmak, ev işleri ve bilgisayar başında geçirilen vakitle bittiğini düşünüyorudum . Kendim için birşeyler yapamamak ya da yapmamak beni iyice dibe itmeye başlamıştı, ta ki bir blog dikkatimi çekene kadar... http://www.blogcuanne.com/ evet Elif Hanım'a buradan teşekkür etmek istiyorum, kısa bir süredir onu takip etmeme rağmen çok sevdiğim bir kişi haline geldi. İki çocuklu bir anne olmasına rağmen (ikincilerimiz aynı zamanda doğmuşlar)  anneliğin sadece çocuklarına bakmak olmadığını , hem kendine hem de başkalarına yardımcı olunabileceğini farketmemi sağladı. tabi bunu kendisi bilmiyor, bilse eminim çok mutlu olurdu.. ona tüm içtenliğimle sevgilerimi sunuyorum. Belki de bir gün bir yerlerde karşılaşırız  belli mi  olur...

İşte böyle canımın çok sıkıldığı bir gün 'evet' dedim, ben bir blog yazmalıyım.. bu sefer de ne yazmam gerektiğini düşünüp durdum, bir kaç gün de böyle geçti, düşüncelerimi yazıya dökmek benim için o kadar da kolay birşey değil. Hep söylemişimdir 'çok güzel düşünürüm ama yazıya düşündüklerimin yarısını dökemem' Belki zamanla bu da olur ne dersiniz.

Çocuklarımla neler yaşadığımı yazmaya karar verdim ben de. Zira şu ara en büyük işim onlar...
Lilypie Kids Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers