9 Şubat 2011 Çarşamba

''Anne''ye hafta sonu izni

Geçtiğimiz cumartesi günü kahvaltı masasında gazete sayfalarına göz gezdirirken, fragmanını izleyip çok etkilendiğim filmin vizyona girmiş olduğunu görünce heyecanlandım birden.
-Aaa benim filmim başlamış dedim buruk bir şekilde. Çağdaş da gitsene demesin mi. Bi şaşırdım önce
-Gerçekten mi?
-Evet
-Tamam (yuppii, yihhhuuu, olleeyy)
Nasıl sevindim, heyecanladım anlatamam.
-Tamam o zaman benimle gelebilecek birilerini bulayım.
-Hemen bir arkadaşımı aradım, hastaymış gelemem dedi
-Sonra çok sevdiğim başka bir arkadaşımı aradım ve kabul etti. İnternetten hemen aldım biletleri, aman diyim biter falan ortada kalırız dedim kendi kendime. :)
Arkadaşım akşama doğru kapıdan aldı beni, düştük İstinye Park yollarına. Evden özgür bir şekilde çıkmak bile o kadar güzel bir his ki. Ohh dedim temiz havayı içime çekerken. Hiç düşünmedim, arkamda bıraktığım bebelerimi ve kocamı neler yaparlar bensiz diye.
Asıl filmi anlatmam lazım ''Aşk Tesadüfleri Sever''
Ya gerçekten aşk bu kadar tesadüfler üstüne kurulabilir mi? İnanılmaaz bir filmdi. Ağladım bir çok sahnesinde. Hele ki Ankara'lı biri olarak çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği yerleri görmek beni daha  bir etkiledi. Kuğulu Park'ım; önceleri annem ve ablamların ellerini tutarak gezdiğim, sonrasında aşkımla gezdiğim güzel park.
Kıtır'ım; Can dostlarımla keyifli sohbetler eşliğinde içtiğimiz biralarımız.
CafeMiz; Ah ah, aşkımla az gitmedik oraya,
Şinasi Sahne'm; Kaç tiyatro oyunu seyrettim orada,
Gençlik parkım; babacığımın her sene bir kere tutup elimden götürdüğü yer.... Eski Ankara sokakları, bisiklet, ilk aşk, karne... Film beni aldııı, götürdü eski günlere... İyi ki gitmişim, iyi ki Çağdaş bana gitsene demiş. Çook güzeldi. Filmin müzikleri de ayrı güzeldi hani. Mehmet Günsür'ün seslendirdiği Bülent Ortaçgil şarkısı harikaydı. Ahh eski günlerr.

...............................................................................................................................................................

Pazar günü de biletini İnternetten daha önce aldığım bir sergiye gittim arkadaşım Çevreci Anne'yle. Bu bildiğiniz resim sergisi falan değildi. İnsan vücudu sergisiydi. ''Body Wolds''
İnanılmaz bir şeydi , bedenini bu çalışma için bağışlamış bir çok kişi, Kas, iskelet, damar yapıları, iç organları o kadar estetik bir şekilde sergilemişlerdi ki, giderken aklımdan geçen önyargılı düşüncelerim, bir kaç şey gördükten sonra geçiverdi. Sergide duvarlara büyük puntolarla yazılmış yazılar dikkatimizi çekti, Onlardan bir örnek; Bir kadın hayatı boyunca 35 doğum yapma kapasitesine sahipmiş. 35 Otuzbeş evet aynen de böyle. Biz 2 tanesini nasıl yapsak nasıl etsek diyoruz, bakınız 35 tanelik kapasitemiz varmış. :)
Sergide ilerledikçe daha sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmemiz gerektiği, bol bol spor yapmamız gerektiği, sevdiğimiz insanlarla kalabalık ortamlarda bulunmamız gerektiği düşüncesi kafama iyice yerleşti. Yaşamı uzatacak en önemli şeyler bunlarmış. Biz de yapalım ne duruyoruz. Ayrıca sigara içenlerin  bir daha bir daha düşünmesi lazım ben ne yapıyorum diye. O ciğerleri gören paketini aynen çöpe atmalı, canına bir kastı yoksa.
İşteee böyleyken böylee. Güzel bir hafta sonuydu. Çoooook iyi geldi.

2 yorum:

  1. Ben de gitmek istiyorum o filme.. yalnız hem de:)

    YanıtlaSil
  2. Vallahi yalnız da gidilir, arkadaşla da, eşle de ama git mutlaka :)

    YanıtlaSil